top of page

Bağlanma Stilimizi Anlamak

Bağlanma nedir? Çocuk ile çocuğa bakım veren birey (Çoğu zaman annedir) arasındaki bağı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bağlanma terimi ilk olarak Bowlby tarafından kullanılmıştır. Doğum öncesinden annenin bebeği kabulü ile başlayan bu süreç, insanın tüm kişiliğinin temelleridir ve sonrasında yaşadığı hayatın tümüne etki edecektir.

Bebeğin, bakım verenle arzu ettiği yakınlığı kurması ve devam ettirmesi için gösterdiği her türlü davranışı bağlanma davranışıdır. Anne bebeğin bu sinyallerine duyarlı olup yanıtladığında, bebek annesini güvenilir bir liman olarak algılar ve böylece başklarına da güvenmeyi öğrenir ancak bu sekteye uğradığında bebek annesiyle güvenli bağ geliştiremez.

Anne ile kurulan bağın çeşidi ile ikili ilişkilerdeki yaklaşımımız aynı şekilde olacaktır. İlişkilerimizde (Eş, sevgili, patron, arkadaş vs.) sürekli aynı sorun üzerinde dönüyor olmak, aslında bize tam da bu noktaya değinmemiz gerektiğini söyler. Sorunlar bağlanma stilimizden kaynaklanıyor olabilir.

Bağlanma stilimizi anlamak, yetişkin ilişkilerimizdeki problemleri anlamamızı sağladığı için faydalıdır. Kendimizdeki bağlanma örüntüsünü öğrenmek kendimizi yeniden keşfetmek gibidir. Sorunların çözümünde tek başına yeterli olamasa da olan biteni anlamamızı sağlar.

Bağlanma stilleri nelerdir?

· Güvenli Bağlanma: Bebek doğuştan dünyaya bağlanma davranışlarıyla gelir. Belirli bir zaman sonrasında anne ve bebek birbirlerine uyumlanmayı öğreniyor. Bebek, zor anları tolere etme, doğru yorumlama gibi kapasiteleri bu bağdan öğreniyor. Anne ilk dönemlerinde bebeğin stres anlarında onu rahatlatarak duygularını düzenlemesini sağlıyor. Bunun sonucunda kendimizi yakınlık ve samimiyet duygularında rahat hisseden biri oluruz. Yakın ilişkileri devam ettirmeye çalışırız. Duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı kolaylıkla ifade ederiz.


· Kaçınmalı Bağlanma: Bebek anneye ihtiyacıyla ilgili sinyaller gönderir. Bu acıkması, altının değişmesi gerektiği gibi zamanlarda anne, ağlama sinyallerine cevap vermez, görmezden gelir, iter ise (bu fiziksel olmak zorunda değil, bebeği ruhen kabul etmemesi de geçerli) bebek kaçınmalı bağlanma durumuna geçer. Dünyayı, diğer insanları da bu şekilde kabul etmesine neden olur. Sakin, kendi kendine bir köşede oynayan çocuklar bu kategoridedir. Bakım veren kişiyi yok sayma eğilimindedir. Bu şunu hatırlatır, sen beni görmezden geldin, şimdi de ben seni görmezden geliyorum. Çocuk temas ihtiyacı hissetmez. İleride yakın ilişkiler boğucu hissettirebilir. Samimiyet çok yoğun hissedildiğinde uzaklaşma görülür.


· Kaygılı Bağlanma: Anne bazen bebeğin verdiği sinyalleri duyar bazen duymaz, tutarsızlık vardır. İlişkinin devamlılık arz etmemesi bebek için durumu güvensiz kılar. Bebek bu defa kendisini anneye bağımlı kılar. Anne, bebek ile kendi duygusal ihtiyaçlarına göre ilişki kurduğu için, bebek aşırı uyarılı hale gelebilir. Kaygılı şekilde bağlanan bebekler ebeveynleri yanlarındayken bile huzursuzdur. Bu kişiler büyüdüğünde samimiyete ihtiyaç duyar ancak gösterilen samimiyet hiçbir zaman yeterli gelmez. Partnerinin kendisini sevip sevmediğini ve kendisinin sevilecek biri olup olmadığını sürekli sorgular. Partnerinden sürekli güvenlik ve ilgi arar ancak bu karşı tarafı uzaklaştırabilir.


Bu bağlanma türlerinden hangisini annenizle kurduysanız, aynı örüntüyü hem birlikteliğinizde hem de ebeveynliğinizde sergileme ihtimaliniz yüksektir. Peki bunun değişimi mümkün müdür? Tabii ki mümkündür. Bununla yaşamak zorunda değiliz ancak farkına varmak durumundayız. Eşinizi, çocuğunuzu suçlarken, örüntünüzü tekrar ettiğinizin farkına varmalısınız.

17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Travma yaşayan insanlar, üzerinden yıllar geçse de başlarına gelenleri diğer insanlara anlatmakta güçlük çekerler. Bedenleri, korkuyu, öfkeyi ve çaresizliği yeniden yaşarken, savaşma ya da kaçma dürtü

Kişinin karşılaştığı herhangi bir tehditle fiziksel veya duygusal olarak başa çıkamadığında oluşan ve günlük hayatını olumsuz etkileyen gerilimli sürece stres deriz. Aslında doğal bir reaksiyondur. Te

Meditasyon hem kolay hem de zor bir zihin egzersizidir. Zor dememin nedeni, zihin kaygandır. Siz oturup veya uzanıp gevşemeye çalıştığınızda ya geçmişe kaçar ya da geleceğe. Ancak deneyimledikçe, zihn

bottom of page